top of page

Eğitimde Veri Temelli Takip: Gözlem Notları Neden Yetersiz Kalıyor?

Özel eğitimde en sık karşılaştığımız iletişim aracı, geleneksel "iletişim defterleri" veya gün sonu atılan WhatsApp mesajlarıdır. Genellikle şu tarz cümleler görürsünüz: "Bugün Ahmet çok uyumluydu, derslerine güzel katıldı" ya da "Bugün biraz gergindi, arkadaşlarıyla anlaşamadı."

Bu ifadeler, aileyi anlık olarak rahatlatmak veya bilgilendirmek için samimi bir çaba olabilir. Ancak eğitsel açıdan bakıldığında, bu "gözlem notları"nın değeri koca bir sıfırdır. Çünkü özel eğitim, kanaatlerle değil; somut, ölçülebilir ve tekrarlanabilir verilerle yönetilen bilimsel bir süreçtir. "Gergindi" veya "uyumluydu" gibi ifadeler subjektiftir; kişiden kişiye değişir ve bilimsel bir müdahale planına zemin oluşturamaz.

Peki, neden gözlem notlarını bırakıp veri temelli takibe geçmek zorundayız? İşte bir eğitimci ve teknoloji geliştiricisi gözüyle sahadaki gerçekler.


1. "Yaramazlık" Diye Bir Davranış Yoktur: İşevuruk Tanım Sorunu

Geleneksel notlarda sıkça rastlanan "yaramazlık yaptı", "agresifti", "hareketliydi" gibi kavramlar belirsizdir. Bir gölge öğretmenin "aşırı hareketli" dediği bir duruma, bir başka öğretmen "enerjik" diyebilir. Bu belirsizlik, çocuğun durumu hakkında yanlış kararlar alınmasına neden olur.

Veri temelli sistemde ilk kural "İşevuruk Tanım" yapmaktır. Davranışı, herkesin aynı şekilde anlayacağı ve ölçebileceği şekilde tanımlarız.

  • Gözlem Notu: "Çocuk derste yerinde durmadı." (Yetersiz)

  • Veri Kaydı: "Öğrenci, 40 dakikalık matematik dersi boyunca 8 kez ayağa kalktı ve sınıfta yürüdü." (Net ve Müdahale Edilebilir)

Eğer elinizde ikinci veri varsa, hedef koyabilirsiniz: "Gelecek hafta bu sayıyı 8'den 5'e düşüreceğiz." Ancak elinizde sadece "yerinde durmadı" notu varsa, neyi ne kadar düzelteceğinizi bilemezsiniz.


2. Sıklık, Süre ve Bekleme Süresi: Neyi Ölçüyoruz?


Gözlem notları genellikle olayların sadece varlığına veya yokluğuna odaklanır. Oysa davranışın niteliğini anlamak için farklı boyutları ölçmemiz gerekir. Kağıt kalemle tutulan rastgele notlarda bu detaylar kaybolur.

  • Sıklık: Davranış kaç kez yapıldı? (Örn: Bir derste 15 kez parmak emme.)

  • Süre: Davranış ne kadar sürdü? (Örn: Öfke nöbeti 12 dakika sürdü. Geçen hafta bu süre 20 dakikaydı. Demek ki azalma var.)

  • Bekleme Süresi: Yönerge verildikten ne kadar sonra tepki verdi? (Örn: "Kitabını aç" dedikten sonra öğrencinin eyleme geçmesi 45 saniye sürdü.)

Özellikle "Bekleme Süresi", kağıt üzerindeki notlarda neredeyse hiç yer almaz ama öğrenme hızı hakkında en kritik bilgiyi verir. Bir eğitim teknolojisi veya sistematik veri formu kullanmadan bu hassas ölçümleri yapmak ve raporlamak imkansızdır.


3. Davranışın İşlevini Anlamak


Bir davranışın neden yapıldığını bilmeden, onu değiştiremezsiniz. Gözlem notları genellikle sadece sonuca ("Arkadaşına vurdu") odaklanır. Oysa Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) bize davranışın bir bağlam içinde gerçekleştiğini söyler.

Veri temelli takipte ÖDS döngüsüne bakılır:

  1. Öncül (Ö): Davranıştan hemen önce ne oldu? (Öğretmen zor bir soru mu sordu? Ortam çok mu gürültülüydü?)

  2. Davranış (D): Çocuk tam olarak ne yaptı?

  3. Sonuç (S): Davranıştan sonra ne oldu? (Öğretmen ilgilendi mi? Yoksa mola mı verdi?)

Eğer verileriniz, çocuk her "zor görev" verildiğinde (Öncül) "bağırdığını" (Davranış) ve bunun sonucunda "öğretmenin görevi geri çektiğini" (Sonuç) gösteriyorsa; çocuğun dersten kaçmak için bağırdığını matematiksel olarak kanıtlarsınız. Düz metin halindeki gözlem defterlerinde bu örüntüyü yakalamak samanlıkta iğne aramaktır.


4. İnsan Hafızasının Yanılgısı ve Grafiklerin Gücü


İnsan beyni, olayları hatırlarken seçicidir. Genellikle günün en son yaşanan olayını veya en şiddetli olayını hatırlarız. Çocuk gün boyu %90 başarı göstermiş olsa bile, çıkışta yaşanan tek bir kriz, öğretmenin günlüğe "Bugün kötüydü" yazmasına sebep olabilir.

Veri temelli takipte ise hisler değil, grafikler konuşur. Veriler bir çizgi grafiğine döküldüğünde, günlük dalgalanmaların ötesindeki "Eğilim Çizgisini" görürsünüz. Belki de krizler devam ediyor gibi görünse de, grafiklere bakıldığında kriz sürelerinin aydan aya %10 azaldığı görülecektir. Bu, yöntemin işe yaradığını gösteren en büyük kanıttır. Bunu gözle fark edemezsiniz, ancak veriyle ispatlarsınız.

Sonuç: Profesyonellik Kanıt Gerektirir

SpecialBridge.net olarak misyonumuz, özel eğitim desteğini sadece bir "bakım" hizmeti olmaktan çıkarıp, nitelikli bir eğitim ortaklığına dönüştürmektir.

Çocuğunuzla çalışan uzmandan (gölge öğretmen veya özel eğitimci) "günün nasıl geçtiğine" dair hikayeler değil, veriler isteyin. Çünkü çocuğunuzun gelişimi, öğretmenin o günkü ruh haline göre yazacağı notlarda değil; soğukkanlılıkla tutulmuş, analiz edilmiş ve grafiğe dökülmüş verilerde saklıdır.

Eğitimde mucizelere yer yoktur, doğru yöntem ve sıkı takip vardır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page
👋 Bize geri bildirim gönderin!

Geri Bildirim

Düşüncelerinizi e-posta ile paylaşın.